28 Mart 2014 Cuma

Biraz İpek Biraz Huzur Biraz Hayat

Dinleyin bence.

Tam olarak şöyle oldu: Teyze oldum. 
İpek gibi bir meleğe kavuştum. Gözlerinin içine bi bakışı var ki içini sımsıcak yapar ve miss gibi bir de kokusu. Onun yanında derin derin nefes aldığımda içinde bulunduğum an değişmiyor, fakat saniyelerim güzelleşiyor sanki. Ayrıca şuan ne güzel bi an tanımlaması olucak, ders çalışırken günbatımı çok güzel miş burada ama konumuzun bununla alakası yok :)))
- Çanakkale'de

20 Mart 2014 Perşembe

14 Temmuz 2013 Pazar

Bazı anlar var o anlar anı olunca daha anlamlı oluyorlar..

Nasıl anlatsam, nerden başlasam? Tek ifade edebileceğim; hücrelerime dek şükran hissettiğim.
 Biliyorum ki; tüm gün, her an, her salise şükretsem az ailemle geçirdiğim zamana ve tüm gün,
 her an, 
her salise anlatsam onları yine de yetersiz kalır kelimelerim.

Şükrün nimeti çoğalttığını biliyor insan da bunca az şükre,
 bunca çok nimet aklımın alacağı şey değil!
 Üstelik bahşedilen; düşündüğümden fazlasıyla yerli yerinde, nokta atışlı,
 çok daha güzel, yani küçük aklımın ve hayallerimin çok ötesinde! 

Onlarca mevsim eskitmiş ömrümün hiçbir demi, şimdiye 
dek geçip giden sayısız Temmuz’un hiçbiri, son yaşadığım Temmuz kadar, 
bana bunca lezzet vermedi.

Bazı anlar var o anlar anı olunca daha anlamlı oluyorlar:))
Başından, sonuna dek, şuurlu bir şekilde geçirdiğim, nerdeyse her saatini 
içerek özümsediğim, bence hakkını da verdiğim, hasbihali kuvvetli, muhabbeti keyifli,
 harikulade anlar geçirdim. 
Epey zamandır gezmedim hiç bunca keyifle. Kimi zaman akşam yürüyüşlerine çıktım;
 gün batmadan daha. Nice güzelliği çektim içime; telaşla ve hızla, nice güzelliği işledim 
içimde; sabırla ve yavaşça.

Sanki İzmir'den gelirken sırtıma yük olan ne varsa bıraktım akıntıya. Hafifledim, hafifledim, hafifledim. Hasılı iyi hissettim. 

Mutluluk; karşımda duran fotoğraflara bakarken dahi “Seyahat ediniz, sıhhat bulunuz!”
 hadisini iliklerime dek hissetmekte.

Mutluluk paylaşmayıp kendime sakladığım fotoğraflarda beni güzelliğiyle çıldırtan manzaranın içinde bulunmak. Ve o fotoğraflara kondurulmak:)

Mutluluk; 
Zeynep'de gördüğüm  umut ve aydınlanmayla gelen değişim. Onda iyileşmeyi ve güzelleşmeyi görmek. En daraldığımız anlarda güzele yönelerek kendimizi terapi etmek, göz göze gelmek bile yeter onla:))  Ondan sonrası ise beklenmedik mucizeye gebe olması:))

Mutluluk bu işte!

İşte bu yüzden sırf bu yüzden tekrarlamaktan hiç bıkmadığım, daha içimden  söylerken ferahladığım şu kelimeler...

Şükürler olsun, bizi bizden daha çok düşünene ve bizim için hazırladığı harika mizansene!


8 Mayıs 2013 Çarşamba

Hayat burada böyle.. Ve biz o hayatın içinden hiç geçmedik..

Size ilk Cesaire Evora ile düet yaptıkları Yamore isimli parçasıyla tanıdığım Salif Keitadan bahsedicem.  Malili'dir. Zencidir. Albino hastasıdır.

"Bilirsiniz, tanrı tüm nimetlerini bir kişiye vermez. Bana da pigmentasyon vermedi ve iyi bir görüş... Fakat bana da ufak bir şeyler verdi. Yamore gibi.. Yamore sihirsel bir biçimde geldi. Sadece öyle... Gitarımı elime aldım ve melodiyi çalmaya başladım. O melodiyi üç gündür arıyordum. ah! mutluydum. O aradığım şeydi. Mutluluk yarına ait değil. O bir varsayım değil. Mutluluk burada ve şimdi başlar..." Salif Keita

Salif Keita & Cesaria Evora - Yamore


Ve tek kelimesini anlamasam da, sanki bana duymak istediklerimi söylüyormuş gibi geliyor...

Sevdiğim diğer şarkısı Folon onun içinde bir yerde 'Acının dili yoktur bu şarkıda bunu anlıyorsunuz' demiş bu doğru.. Tomorrow şarkısı Muhammed Ali filminin soundtrackidir hatta.. 

Yamore bu okuduğunuz yazıyı yazmama sebeb olan   
şarkı, buğulu bir sesi, hiç dokunamadığımız güneş rengi hüzünleri, sevinçleri var.
 Afrika'ya gidesi geliyor insanın..



Hayat burada böyle. Ve biz o hayatın içinden hiç geçmedik.

Yoksulluğu ve fakirliği bütün hücrelerine kadar yaşayan bu insanlar, hayat sadece etraflarındaki hadiselerden ibaret onlar için.. Dünyada neler olup neler bitiyor onların hiç haberleri yok dahası umurlarında bile değil. İletişim araçlarını bırakın görmeyi kimileri adını dahi bilmiyor, elektiriğin olmadığı yere bunların girmeside imkansız zaten. Dünyadaki diğer ülkelerin ne kadar geliştiğinden kendilerini sömüren insanların ne kadar zengin ülkeler olduklarından hiç haberleri yok onların.
Onlar devam ediyor hayatlarına bütün bu olanlardan habersizce..
Çocuklar herşeye inat toza dumana karışan yollarda son bir gayretle oyunlarını oynayıp evlerinin yolunu tutuyorlar. Ve bölgeye hayat veren bulanık nehirlerde bir gün daha bitiyor..
Güneşse bütün olanları görmek istemezcesine kendisini gizlemeye çalışıyor.. Sanki birşeylerden  utanırcasına, kimi insanlar yaptıklarından utanmasalar bile..




11 Şubat 2013 Pazartesi

#CennetGibi #JustLikeHeaven

Filmin konusu da oyuncuları da iyiydi. Filmi izlerken yüzünüzde tebessüm oluşuyor zaten. Marc Levy'nin 'Keşke Gerçek Olsa' kitabından alınmış kitabın ikincisi de varmış ama filmin yok. Kaliteli bi yapım zaten puanı da anlatıyor herşeyi...

IMDB Puanı: 6.7

Filmin konusu:   San Fransisco'da  bir apartman dairesi kiralayan David oraya taşınmıştır. Oda arkadaşı istemeyen David'in karşısına Elizabeth isimli kız çıkar ve ortalık karışır. Oturduğu yerin kendi evi olduğunu iddia eden Elizabeth sonra birden ortadan kaybolur...

Filmin harika müziğide kadife sesli Ketino'dan :) 


28 Ocak 2013 Pazartesi

#Tavsiye #TheBourneSupremacy & #SevenPounds

Önce filme bakarım film mi diye, sonra yönetmenine bakarım yönetmen mi diye.  :)

İlk Tavsiye Film: Medusa Darbesi

Bourne serisine büyük anlam katmış bi yönetmen birde filmlerinde hep Matt Damon'u oynatıyor. İzlemiş olduğum en iyi aksiyon filmlerinden biri, serinin hepsinin ayrı bi güzelliği heyecanı var. Kesinlikle tavsiye ediyorum 10 üzerinden 9'luk filmler...


IMDB Puanı: 7.7
Filmin konusuna gelince; Medusa Darbesi serinin devam filmi ve bellek kaybının etkisinde olan Bourne, şiddet dolu geçmişini geride bırakarak kız arkadaşı Marie ile huzurlu bir hayat yaşamaya başlamıştır. Fakat bu hayat kendilerine yapılan bir suikast girişiminden ucu ucuna kurtulması ile paramparça olur. Şimdi ise bilinmeyen düşmanı tarafından izlenen Bourne hem kolay bir hedef olmadığını hem de becerileri, kararlılığı ve çevikliğiyle hafife alınmayacağını kanıtlamak zorundadır. 

İkinci tavsiyem ise muhteşem film müziği :)



28 Kasım 2012 Çarşamba

Zaman Her Mekanda Farklı




Yeni bir okul hayatına döneli epey oluyor, ama o geçen yaz tatili boyunca geçip gitti dediğim şey içine düştüğüm boşluk oldu. Fakat ben yine yazımı yazıyorum bloguma ve tabi sizlere. Şimdi sadece bu yaşadığım anlarında geçici olduğunu bilmenin verdiği rahatsız bi duygu var üzerimde.

Hani olur ya daha geçen yıl yaşadıkların aklına geliverir, sabahın ilk ışığıyla çıkardın sokağa, önünden geçtiğin evlerin içini düşünürdün hala uyuyan insanlar, mutfakta yeni demlenmiş çay, evin içinde akşamdan kalan dağınıklık, yeni doğan güneşin verdiği sıcaklık..

Fakat siz yürürsünüz kaldırımlarda, etrafta buz tutmuş arabalar, üşümüş ağaçlar, tek tük geçen otobüsler vardır. Kafanızda ise ulaşmanız gereken yer, gireceğiniz sınav, planlarınız, düşündükleriniz, anneniz veya babanız. O saatte bunları düşünürsünüz işte. Ama kim istemez ki o saatte yuvasında olmayı, dışarının soğuk yalnızlığına inat evinde ailesiyle olmayı..

Eğer ihtiyacım kalmasaydı, hayata tahammül edemezdim diyorum. Ama hayalleri olan bir insan gevşek ve tembel bekleyemez ki. Elbetteki ihtiyaç duyduğumuz şeylerin gerçekleşmesi imkansız değil. Biz vazgeçmediğimiz sürece.. 

Yinede insanın amacının olması güzel şey, başladığı o yeni yaşamdan beklentisi ve bu beklentilerinin de karşılığını hakkıyla alabilmesi güzel şey, bütün bunlar insanın inancı ile birlikte maneviyatına yaptığı en güzel katkıdır sanırım. Bir insanın kendine olan inancı ve motivasyonu birçok şeyden daha önemlidir, çünkü hayal gücü de buna bağlı olarak artar.

Vakit gece yarısı, şimdi bu mevsimin üzerimde oluşturduğu ruh halini sizde hissetmişsinizdir, buralara soğuklar gelince, masamda kağıt kalem, dışarıda keskin bi rüzgar ve yağmur yani öyle olmasa da onun gibi bişi, kalplerimiz de soğumaz inşallah. Peki ya oralar nasıl...